Primary Menu
Hit Enter to search or Esc key to close
Blog thumbnail

Venedik Gezi Rehberi ve Gezilecek Yerler

Venedik Gezi Rehberi ve Gezilecek Yerler

Blog thumbnail

Venedik her zaman için popülerliğini korumuş bir şehir. Hatta dünya üzerinde kendi güzelliğiyle bu kadar barışık pek fazla şehir bulamazsınız, çünkü kurulduğu günden beri büyük çoğunluğu aynı kalmış bir yerleşim yerinden bahsediyoruz. Denizin üstündeki sınırlı kara parçasına inşa edildiği için şehir sınırları genişlemeden aynı büyüklükte kalmış. Batı Avrupa’nın en göz alıcı ticaret merkezlerinden biri olan Venedik’i ise ne Romalılar ne Yunanlılar kurdu. İtalya’ya ulaşmayı başaran Hun İmparatoru Atilla’dan kaçan İtalyan halkı gölcüğün etrafındaki bu adalara yerleşerek kendi geleceklerini garanti altına almak istemiş. Ve tahmin ettiklerinden daha başarılı olmuşlar. Onların 118 ada üzerine inşa ettikleri şehri bugün 400’den fazla sayıda köprü bir arada tutuyor. Gelin, romantik gondolları ve Venedik karnavalıyla her gezginin gözde seyahat noktası Akdeniz ticaretine yön veren şehri biraz daha yakından tanıyalım.

Büyüleyici Venedik Karnavalı

Venedik, görkemli kanalları, gizemli sokakları ve göz alıcı evleriyle İtalya’nın en baştan çıkarıcı şehirlerinden biri. Her yıl şubat ayında başlayıp Mart’a kadar süren görkemli karnavalı sayesinde milyonlarca turist tarafından ziyaret ediliyor. Rengarenk orta çağ kıyafetleri ve karnaval maskeleriyle süslenen halk, Venedik sokaklarında dolaşıp harika fotoğraflar çekiyor ve su kanallarında gondola gezintisine çıkıyorlar. Buraya yaptığınız gezinizi hatırlatacak Orta çağ maskeleri size kısa bir süre başka bir karaktere dönüştürecek. Ayrıca bu estetik maskeler, aynı zamanda hediyelik eşya için de harika seçenekler. 🙂

Venedik Sular Altında

Festival zamanı bambaşka bir hal alan şey de Venedik’in Merkezi diyebileceğimiz San Marco Meydanı… Şehrin eskiden Aslan Cumhuriyeti olarak anılmasının nedeni de San Marco’nun kanatlı meleğinden geliyor. Bu meydan da Venezia, yani Venedik halkının koruyucu azizine adanmış bir bölge. İnternette Piazza San Marco’nun sular altında kaldığı zamanları görmüş olabilirsiniz. Bu bölgede aqua alto denilen tatsız bir durum yaşanabiliyor. Yani yağışlar sonucu suların yükseldiği zamanlar küçük çaplı sel felaketleri görülebiliyor. Adaların üzerinde bir hayat rüya gibi de olsa bu rüyadan bazen soğuk bir suyla uyanmak zorunda kalabiliyorsunuz. Özellikle ekinoks zamanları Mart sonu ve Eylül sonunda Venedik’i ziyarete geldiyseniz adımınıza dikkat edin.

San Marco Bazilikası’ndaki Balo Salonu

Şehrin ünlü bazilikası San Marco da burada bulunuyor. Napolyon zamanında farklı bir işlevi olduğunu biliyor muydun? Napolyon şehri fethettikten sonra San Marco meydanına gelmiş ve Venedik’te çok fazla kilisenin bulunduğunu ama hiç balo salonu olmadığını söyleyerek şu an müzeye ait olan binanın ikinci katını büyük bir balo salonuna çevirmiş. İşin ilginci Napolyon burada hiç dans edememiş, çünkü fethettikten kısa bir süre sonra Venedik şehrini Viyanalı Habsburg hanedanına satmış. Buna rağmen binanın Bizans tarzı cephesi görkeminden pek bir şey kaybetmemiş.

San Marco Kathedrali’nin Egzotik Mermerleri

Venedik’in ünlü meydanında ziyaret etmeniz gereken bir başka tarihi yapı ise bir kilise: San Marco Katedrali aslında bir Roman Katolik kilisesi ancak Avrupa’daki ve İtalya’daki bildiğiniz diğer Roman Katolik kiliselerinden tamamen farklı. Tüm şehirde hala ayakta duran en eski bina, 950 yıl önce tuğla ve kırmızı tuğlayla inşa edilmiş ancak daha sonra yüzyıllar boyunca farklı Orta Doğu ülkelerinden getirtilen mermer taşlarla süslenmiş. Yani binanın dış cephesinde hiç carrara olarak bilinen İtalyan mermeri kullanılmamış. Cephesi tamamen Suriye, İran, Mısır, Yunanistan, Türkiye gibi Asya ülkelerinden getirilen malzemelerle kaplı göz alıcı bir kolaja benziyor.

Ahlar Köprüsü’nde Mutluluk

Şehirde dolaşırken sayısız köprüden geçeceğiniz şüphesiz. Bunlardan en ünlü ikisinden bahsedelim şimdi de. İlki ahlar köprüsü. Aslında bir hapishanenin yakınında olduğu için günahlarından dolayı pişmanlık duyanların iç çekişleri ona bu ismi vermiş. Fakat romantizm akımının etkisiyle değişen algı yüzünden bugün köprüden geçen turistler, aşıkların duyduğu özlemi verdiği bir isim olduğunu düşünüyorlar. Eh, gondolla gezen bunca aşığı görürken başka bir sebep bulmak da zorlaşıyor doğrusu 🙂

Avrupa’nın İlk Kafesi’ne Ziyaret

Bu bölgede dolaşırken kısa bir mola verebileceğin çok özel mekanlar da bulunuyor. Denir ki, Avrupa’nın ilk kahvesi Venedik’te, Café Florian’da servis edilmiş. 1720 yılında, yani bundan tam üç yüz yıl önce açılan bu mekân sizin gibi Avrupa’yı dolaşan gezginlerin uğrak yeri halin gelmiş. Charles Dickens, Honore de Balzac, Victor Hugo, Frederick Chopin gibi isimlerin favori mekânında favori kahveni yudumlamak, Venedik seyahatinin en keyifli anlarından biri olacaktır.

Rialto Köprüsü’nde Pazar Gezintisi

Şehrin en ünlü ve en eski köprülerinden olan Rialto köprüsü, ticaretin yüzyıllardır nefes aldığı bir bölgede bulunuyor. Shakespeare’in ünlü oyunu Venedik taciri buradaki Rialto limanında başlar. Sanılanın aksine ünlü yazar burayı hiç ziyaret etmemişti. Ama onun döneminde Akdeniz’in ticaret merkezi Venedik o kadar tanınan bir yerdi ki burayı tasvir etmesi zor olmamış. Nasıl ki bugün New York’a gitmeyenler bile Wall Street adında, borsanın kalbi sayılacak kadar önemli bir bölge olduğunu biliyor, aynı hesap… Burada geçmişte Türk tüccarların kullandığı bir depo bulunuyordu. Yıllar boyu Osmanlı ve Venedik savaş halinde kalmış olsa da ürünlerini burada satmalarına izin verilmiş. İş başka, arkadaşlık başka yani:) Hala burada haftanın belli günleri pazarların kurulduğunu görebilirsiniz. Venedik halkıyla beraber balık veya meyve alışverişine çıkmak istersen buraya kesinlikle göz atmalısınız.

Venediğin komşu adaları: Tarihi Torcello

Venedik’te keşfedecek bir şeyler bulmak oldukça zor olabilir. Bu denli fazla sayıda ziyaretçi alan bu küçük şehirde kendi maceranıza çıkmak isterseniz adalara bir uğramalısınız. Şehrin ilk yerleşim bölgesi olarak bilinen Torcello Venedik’te ziyaret edebileceğiniz en tarihi bölgelerin başında geliyor.  11. Yüzyılda Venedik nüfusunun asıl yoğun olarak yaşadığı yer burasıymış. Taa 7. Yüzyılda inşa edilen eski Santa Maria Assunda Kilisesi hala geçmişin gizemini koruyor. Burada bulunan harika mermer ve mozaik örnekleri başlı başına adayı ziyaret etmeniz için yeterli sebepler olacaktır.

Venediğin komşu adaları: Venedik Camı’nın Yurdu Murano

Cam işçiliğinin en güzel ürünlerinin ortaya çıkarıldığı sanatçılar adası olarak bilinen yer ise Murano. Burada hala üretim yapmakta olan fabrikalardaki cam ustaları sizi iş deneyimleriyle şaşırtacak. Bir cam ustası olmak için 15,18 yıl çıraklık döneminden geçmek gerekiyor ve bu yola çıkanların yaklaşık %20si ancak usta olmayı başarabiliyor. Murano’da üretilen nadide cam eserleri incelerken bu ustalığı takdir etmemek mümkün değil doğrusu.

Venediğin komşu adaları: Renkli ve Ahenkli Burano

Burası bir balıkçı kasabası olmasına rağmen hayatınızda gezme fırsatı bulacağınız en güzel kasabalardan biri olacağı kesin.  Göz alıcı renklere boyanmış evleriyle bir sahil kasabası samimiyetini size yaşatacak bir ada Burano. Eskiden İtalyan aileler yaşadıkları evi komşularından ayırmak için farklı renklere boyarlarmış. Ben sarı evde yaşıyorum, komşum Guiseppe mavide yaşıyor gibi. Zaman içinde renk belirten kelimelerde bu ailelerin soyadları haline gelmiş. Bianci, Rossi, Verdi gibi. Bu ailelerin hangi renkleri seçtiğini anlayabiliyor musun? Evet, sırasıyla beyaz, kırmızı ve yeşil evlerde oturmuşlar 🙂 Hazır buradayken Buranelli isimli kurabiyelerimizden de denemelisiniz! Adanın sembolü haline gelmiş olan kurabiyeler yuvarlak veya S şeklinde pişiriliyor ve kışın sıcak çikolataya, yazın tatlı şarapla servis ediliyor.

Büyük Kanal’da Küçük bir Gondol Gezintisi

Şehri ziyarete gelenlerin yapılabileceği en özel aktivite şüphesiz gondol turuna çıkmak olacaktır. Venedik’te tekerlekli ulaşımın hiçbir çeşidine izin verilmiyor. Yani bırakın arabayı bisiklet bile kullanılması yasak. Bu yüzden yaklaşık 3 kilometreye varan uzunluğuyla göz alıcı Grand Canale, şehrin “ana yolu” olarak kabul edebilirsiniz. Derinliği 5 metreyi bulan kanalın şehrin birçok bölgesinde diğer küçük kanallarla birleştiği kısımlar da var. Yüzen şehirde bu şekilde yol almak hem çok kolay hem de size kanalın etrafına dizili evleri inceleme fırsatı sunuyor.

Gondol Meraklıları için tavsiyeler 🙂

Kanalda bir gondol gezisi gerçekten paha biçilemeyecek bir deneyim. Seri üretim bir araba değil ne de olsa aracınız. Bir gondol inşa etmek yaklaşık 3 hafta alan bir uğraş. 50.000 Euro gibi bir fiyata mal oluyor. Pahalı olsa da güzel muhafaza edildiği takdirde 30 yıla kadar dayanıyorlar. Gördüğünüz her gondol aynı uzunlukta yapılıyor, yani 11 metreler. Ve inşalarında tam 7 farklı ağaç cinsi kullanılıyor. İlginç olansa bunların hiçbirinin exotic türler olmaması. Vişne, armut gibi ağaçlar kullanılıyor yani, kalın afrika odunları gibi özel şeyler değil. Venediklilerin nesillerdir kullandıkları odunlar, ahşap olarak üretilen neredeyse her şey bu yörenin odunu yani. Alp dağlarındaki ağaçların odunu.

Kanal’ın Altın köşkü

Roman, gothic ve Rönesans mimarilerinin bir arada bulunduğu bir yağlıboya tablosunu inceliyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bu manzarada görebileceğiniz en etkileyici kısımların başında Ca d’Oro geliyor, yani altın ev. 15. Yüzyılda inşa edilen bu harika cepheye sahip yapı ünlü Contarini ailesi onuruna yapılmış. Normalde kısa süre içinde Palazzo Contarini olarak bilinmeye başlardı, fakat o kadar sıradışı bir güzelliğe sahipmiş ki Venedikliler için Casa d’oro adıyla ölümsüzleştirilmiş. Aynı zamanda içinde gayet güzel bir müze de bulunuyor.

İki Müzenin Barok Evi

Kanal’ın ikinci önemli yapısı Palazzo Pesaro ise klasik mimarinin en görkemli yapılarından biri.  Mimarının ölümünden ancak 30 yıl sonra, 1710 yılında binanın inşası tamamlanmış. Barok tarzda inşa edilen cephesi gondol gezinizin en akılda kalıcı anlarından biri olacaktır. Günümüzde ise Uluslararası Modern Sanat Müzesi ve Oryantal Sanat müzesi olmak üzere iki farklı müzeye ev sahipliği yapıyor.

Venedik geçmiş yüzyıllarda tüccarlar şehri olarak biliniyordu. Batı Avrupa’nın Doğu’ya açılan kapısı olarak ün salmıştır. Denir ki; Venedik, Avrupa şehirlerinin içinde en oryanteliydi. Aynı zamanda da oryantel şehirlerin içindeki en Avrupai şehriydi.

Batının ve Doğu’nun buluştuğu göz alıcı güzelliğiyle hatıralarınızdan uzun süre çıkmayacak şehri Piriyle keşfetmeye ne dersiniz? Yüzen şehir Venedik turunda deneyimli Guido Lion’un rehberliğinde hem şehirle, hem İtalya’yla ilgili bir çok şey öğreneceksiniz. Tarihi köprülerinden, rengarenk evlerine, otel tavsiyelerinden ve restoran önerilerine şehir hakkında öğrenmek istediğiniz birçok şey turumuzda sizleri bekliyor.

Venedik’le ile ilgili sizin eklemek istediğiniz seyahat önerileriniz var mı?

Venedik Turları

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rating*

Kendi turunu üretmek ister misin?
BAŞVUR