Primary Menu
Hit Enter to search or Esc key to close
Blog thumbnail

BEYOĞLU GEZİ REHBERİ ve GEZİLECEK YERLER

BEYOĞLU GEZİ REHBERİ ve GEZİLECEK YERLER

Blog thumbnail ,


İstanbul’un en ünlü semtlerinden birçok filme, kitaba, hikayeye konuk olmuş Beyoğlu’ndayız bugün. Eski popülerliğini kaybetmiş olsa da, İstanbul’un en ikonik sembollerinden biri olduğunu kimse inkar edemez. Söylendiğine göre, Beyoğlu adını, zamanında Venedik elçisinin oğlu Taksim otellerinden birinde kaldığı için almış. Konum olarak ise Tarihi Yarımada’nın karşısında kalan ve bu yüzden zamanında Pera yani “karşıyaka” adını almış olan Beyoğlu/Taksim ulaşımı en kolay semtlerden biri. Nerede olursanız olun metro, dolmuş ya da otobüsle kolayca ulaşabilirsiniz. Taksime nasıl gidilir sorusu da böylece çözülmüş oldu. Dilerseniz şimdi sizinle sokaklarında kaybolacağınız bu tarihi ve sürprizle dolu semtte mutlaka gitmeniz gereken 10 yerden bahsedelim. 

Alcazar Sineması

Burada da çok güzel bir sinemamız vardı. Maalesef o da tarihin yaprakları arasına karıştı. Adı da Alkazar’dı. Hemen Demirören İstiklal’in karşısında yer alan bina. Alkazar ne demek? Arapçadan geliyor. Alkasır’dan. Alkasır saray demek. Onun için İspanyollar Araplardan almışlar bu ismi. Biz de aynı kelimeyi almışız.

Grand Pera 

Emekli sandığının binası, muhteşem binalardan bir tanesi ve burada mesela şimdi karşımıza neo klasik mimari çıkıyor. Neo klasik mimari ne? Klasik mimarinin yani Yunan mimarisinin ve Roma mimarisinin yeniden yorumlanması. O çerçevede bakın mesela çok güzel, corinth üsluplu sütun başlıkları görüyorsunuz. Çok hoş alınlıklar görüyorsunuz.

Özellikle girişte iki tane muhteşem corinth üsluplu başlıklar var. Aynı zamanda mitolojiden alınma figürlerin de dış cephede yoğun bir şekilde kullanıldığını görüyoruz.

Çiçek Pasajı

İstanbul’un en güzel binalarından biri olarak bilini. Burası meşhur Çiçek Pasajı ama üzerinde Pera Pasajı yazıyor. Ve 1876’da yapılmış ve burası Restaki Efendi yani Rum asıllı bir Osmanlı banker tarafından yaptırılmış. Çok ünlü bir akordiyon sanatçısı olan Madam Anahit buarada yaşarmış. Peki neden Çiçek Pasajı denmiş buraya? Çünkü vakti zamanında 1917’deki

Bolşevik Devriminden sonra Beyaz Ruslar buraya kaçıyor. Buna Aristokras Ruslar, devrim dolayısıyla soluğu burada alıyorlar ve bazı kaynaklar 200 bine yakın Rus’un geldiğini söylüyorlar İstanbul’a. Ve bu gelen Beyaz Ruslar burada çiçek satmışlar. O yüzden de Çiçek Pasajı denmiş buraya. Aynı zamanda bir sürü yenilik de getirmişler. Mesela garson kadınlar çalışmaya başlamış. Ve garson kadınlar saçlarını çok kısa kestirirlermiş. O yüzden Alagarson yani garson usulü seç kesimi ortaya çıkmış.

Galatasaray Lisesi  

Galatasaray Lisesinin diğer bir adı da Mekteb-i Sultani yani Sultanların Mektebi. Burası ilk olarak İkinci Bayezid döneminde kurulmuş. Sultan İkinci Bayezid ,Fatih Sultan Mehmet’in oğlu yani fetihten sonra kurulmuş okullardan bir tanesi. Ama bugünkü bina 19. yüzyıl mimarisini özelliklerini taşıyor. Çünkü yangınlardan okul da nasibini almış ve daha sonra yeniden inşa edilmiş. Gerçekten şehrin güzel binalarından bir tanesi Galatasaray Lisesi. Bir zamanlar Tıbbiye, Tıphane olarak tıp eğitiminin verildiği bir okul olarak kullanılmış. Yani üniversite fonksiyonu o zamanlarda varmış. 90’lardan sonra kız bölümü de buraya taşındı. Ve Ortaköy’deki kısmını Galatasaray Üniversitesi haline getirdiler.

Mısır Apartmanı 

Mısır Apartmanı şehrin en güzel apartmanlarından biridir. Ve o da Hıdiv Ailesi tarafından yaptırılmış.Hıdivlerin yani Mısır’daki Osmanlı kökenli valilerin yaptırdığı şehrimizde çok güzel yapılar var. Hıdiv Kasrı, Bebek’teki Mısır  Konsolosluğu bu cadde üzerindeki Hıdivyel Palas bunlardan bazıları arasında. Ve burada bir dönem Şeker Kralı Hayri İpar da yaşamış. Hayri İpar’ın oğlu Ali İpar burada Brezilyalı eşiyle zaman geçirmiş fakat daha sonra satmışlar bu görkemli binayı. Atatürk’ün dişçisinin de yaşadığı, Hüsamettin Cindoruk’un oturduğu apartman olarak da bilinir Mısır Apartmanı. Ve içinde aynı zamanda güzel galerilerin de olduğu bir yapı.

Panaia Kilisesi 

Mısır Apartmanının karşısındaki sokağa girdiğimizde dış cephesi yeni restore edilmiş bir bina var. Ve çoğunuzun gözünden kaçmış bir kilise göreceksiniz. Şehirde 90 civarında Rum Kilisesi var, onlardan biri. Panaia Kilisesi ya da diğer adıyla Meryem Ana. Çünkü Panayia, Meryem Ana’nın Rumca adı.  Şehrin en güzel Rum Kiliselerinden bir tanesidir Panaia. Başarılı bir şekilde de restore edildi son yıllarda. Bir avlusu var ve avlunun hemen arkasında da kilisenin girişi bulunuyor. Aynı daha önce gördüğümüz Üç Horan Ermeni Kilisesi gibi bu da binaların arasına yerleştirildiği için dışarıdan pek farkına varmadığınız bir kilise Meryem Ana Kilisesi. Kilisenin kapısından girdiğinizde bir narteksle karşılaşıyorsunuz. Narteks giriş bölümü oluyor kilisenin. Çok güzel iki tane mozaik var.

Soldaki mozaik Aziz Petrus’a yani Sampier’e aittir. Sağ taraftaki ise Aziz Pavlus’a yani Sempol’e aittir. Bir tanesi bizim topraklarımızda doğmuştur, Tarsuslu Aziz Pavlus’tur sağda gördüğünüz. Ve Aziz Pavlus Hristiyanlığı bir din haline getiren kişidir. Soldaki ise Aziz Peter. Bunlar en önemli iki havarisi Hz. İsa’nın. Bakın elinde iki tane anahtar var. Onlar cennetin anahtarlarını sembolize ediyor.

Galata 

Büyük Hendek Caddesi’nin sonunda karşımıza böyle müthiş bir eser çıkıyor. Galata Kulesi… Yaklaşık 67 metre yüksekliğinde bir kule .. Kule çok restorasyon görmüş, hatta 1953’te İstanbul’un fethinin 500. yıldönümünde de yine bir restorasyon yapılmış. Hatta eski fotoğraflarına baktığınızda o yukarıdaki konik şeklinde olan kulenin kubbesini görmüyorsunuz. Böyle bir sopa, bir direk şeklinde ortadan çıkıyor fakat daha sonra onu kurşunla kaplamışlar ve kule bu halini almış. 

Bizim Galata Kulesi olarak bildiğimiz yer Cenovalılar tarafından yaptırılıyor.

Cenovalılar baktığınızda bizim ülkemizdeki çoğu kaleyi yaptırmış. Mesela Çeşme’deki, Bozcaada’daki kaleler. Daha yukarıya çıkın İstanbul’un devamında Anadolu Kavağındaki, Rumeli Kavağındaki kaleler, hepsi Cenovalıların. Güneye gidin, Kale Köyün oradaki kale, ondan sonra Olimpos’taki kale, hepsi Cenovalıların. Niye? Oradan geçiyorlar, ticaret yolları üzerinde, o çerçevede de bu kaleleri onlar yaptırmışlar. Cenovalılar burada kendilerine ait bir alan yaratmışlar.  Galata Kulesi, gözetleme kulesi, etrafı komple surlarla çevriliymiş. Nasıl İstanbul’un etrafında bugün 20 km sur varsa, bunun etrafında da surlar varmış. Fakat surları 1860’larda yıktırmışlar.

Doğan Apartmanı 

Şehrin en güzel apartmanlarından biri olan Doğan Apartmanı o kadar hareketli ki.. Santral dükkandan tutun da soldaki Magma’ya kadar, sağdaki Münhasır’a kadar. Çok güzel dükkanlar açılmış son dönemlerde. Ve Doğan Apartmanı da gerçekten buradaki en sıra dışı yerlerden bir tanesi. Eskinin mimarlarına bakar mısınız…

Şimdi o İstiklal Caddesinde gördüğümüz binaların bir kısmı, 70’li yıllarda yapılanlar, gerçekten facia binalardı. Bir de şu binadaki estetiğe bakın. Aynı Paris’teki binalardan birine benziyor. Sanki oradan kopup buraya gelmiş gibi. Balkonlardaki zarafet, o panjurların güzelliği… Bu çerçevede bugün en güzel apartmanlardan bir tanesi Doğan Apartmanı. Okan Bayülgen’in de oturduğu apartman.

Kırım Kilisesi 

hiç İstanbul gibi olmayan bir binadır Meşhur Kırım Kilisesi. Evet, gerçekten çok efsane bir bina. Sanki İngiltere’den gelmiş de buraya kondurulmuş gibi. Kırım Kilisesinin ilginç bir hikayesi var. Öncelikle burası Kırım Anma Kilisesi olarak geçiyor. Çünkü meşhur Kırım Savaşı var ,v1853 ile 1856 yılları arasında yapılan ve bu savaşta Osmanlı Fransızlarla ve aynı zamanda İngilizlerle iş birliği yapıyor. Ve Ruslara karşı savaşıyorlar. Rusların amacı boğazları ele geçirip sıcak sulara gitmek. Ve bu çerçevede de çok sayıda İngiliz geliyor İstanbul’a. O İngilizlerden biri, ünlü bir kadın. Yani Florance Nightingale. Dünyada hemşireliğin kurucusu olarak görülen kişi. Ve ardından savaş bitiyor, burası özel izinle, padişah tarafından verilen, özel izinle bir Kırım Kilisesi olarak inşa ediliyor. 

Tarihi Tramvay

Biliyorsunuz, Venedik eskiden bir devletti. Zaten kent devletleri vardı. Floransa vardı, Pizza vardı…. Venedik beylerinden bir tanesinin oğlu burada yaşıyormuş. Ve ona da Beyoğlu diyorlar. Peki, onların sarayı nerede bugün, hiç bilen var mı? İpucu verelim, adı Venedik Sarayı. Bugün İtalyan Konsolosluğu olan, onun için Venedik Sarayı diyorlar. Çünkü vaktinde Venedik’e ait orası, İtalya diye bir devlet yok. İtalya’yı kuranlar kimlerdir? Vittorio Emanuel’dir. Ondan sonra Garibaldidir. Garibaldi yine burada yaşamıştır. Yani anlayacağınız  Beyoğlu adı tamamen Venediklilerden kaynaklanıyor.

Asmalı Mescit 

Burası İstanbul gece hayatı için önemli noktalardan bir tanesi. Bölgedeki eğlence mekanları burada. Ve çok sayıda barın olduğu bir nokta. Asmalı Mescitin üzerindeyiz. Biliyorsunuz bir tersanemiz var. Azap Kapı’nın altında, Kasımpaşa civarında. Oradaki yöneticilerden biri burada bir mescit yaptırmış, o yüzden de buraya Asmalı Mescit demişler. Ama Asmalı Mescit günümüzde meyhaneleriyle bilinen adreslerden bir tanesi.

10 maddeye sığdırmak zor olsa da sizler için Beyoğlu gezi rehberi derlemeye çalıştık. Yukarıda belirtmedim ama Beyoğlu’na gitmişken gezi parkı da kesinlikle ziyaret edilmeli. Rota boyunca aslında birbirinden güzel bir çok durak var. Hepsine Piri uygulamasındaki Beyoğlu, Grande Rue Pera sesli turunu dinleyebilirsiniz. Hem dinleyerek hem de gezerek Türkiye’nin en ünlü tur rehberleri Saffet Emre Tonguç rehberliğinde harika bir deneyim yaşayabilirsiniz. 
Ne demişler taşı tarağı altın İstanbul! Her bir köşesinde bambaşka bir yaşanmışlık gizli. Bu hikayeleri sizlerle paylaşmak için uygulamamızda düzenli olarak sesli hikayeler yüklüyoruz ayrıca sesli turlar ekliyoruz. Önerileriniz ve yorumlarınız varsa aşağıya bekliyoruz.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rating*

Kendi turunu üretmek ister misin?
BAŞVUR